Yabancı Mahkeme Kararlarının Tanıma ve Tenfizi

Türkiye, dinamik ekonomisi, jeopolitik konumu ve sunduğu fırsatlarla küresel sermaye için vazgeçilmez bir pazar konumundadır. Türkiye’de doğrudan yatırımlarınız (FDI) olabilir, yerel şirketlerle distribütörlük anlaşmaları yapmış veya tedarik zincirinizi bu bölgeye genişletmiş olabilirsiniz. Ancak sınır ötesi yatırımlar, doğası gereği ticari uyuşmazlık risklerini de beraberinde getirir.

Diyelim ki Türkiye’deki ticari partnerinizle yaşadığınız bir uyuşmazlığı, kendi ülkenizdeki (örneğin Hollanda, Almanya veya İngiltere) yerel mahkemelere taşıdınız ve milyonlarca euroluk bir alacak davasını kazandınız. Peki, elinizdeki bu yabancı mahkeme kararı Türkiye’de doğrudan bir değer taşır mı? Hayır. Yabancı mahkemelerden veya tahkim heyetlerinden alınan kararlar, Türk mahkemeleri tarafından “Tenfiz” edilmedikçe Türkiye sınırları içerisinde icra edilemez (zorla tahsil edilemez).

Sermayenizi ve yatırımlarınızı Türkiye’de hukuki güvence altına alabilmeniz için hazırladığımız bu pratik rehberde, uyuşmazlık çözümlerinin Türkiye’deki yol haritasını inceliyoruz.

Tanıma ve Tenfiz Nedir?

Tanıma (Recognition): Yabancı bir mahkeme kararının Türkiye’de hukuken “kesin hüküm” olarak varlığının kabul edilmesidir. Sadece bir durum tespiti veya statü değişikliği içerir.

Tenfiz (Enforcement): Kararın Türkiye’de “icra edilebilir” (uygulanabilir) hale getirilmesidir. Ticari alacaklarınızın tahsili, şirket hisselerinin devri veya tazminat ödemeleri gibi doğrudan sermayeyi ilgilendiren kararların Türkiye’deki bankalar veya icra daireleri aracılığıyla zorla tahsil edilebilmesi için mutlaka tenfiz kararına ihtiyaç vardır.

Türk mahkemeleri, tenfiz talebinizi incelerken uyuşmazlığın esasına girmez; yani davanın baştan görülmesi, “kim haklı kim haksız” tartışması yapılması söz konusu değildir. Yalnızca kararın şekli şartları taşıyıp taşımadığına, savunma hakkının ihlal edilip edilmediğine ve Türk kamu düzenine aykırı olup olmadığına bakılır.

Türkiye’de alacaklarınızı tahsil ederken zaman kaybetmemeniz ve maliyetleri minimize etmeniz için Türk Milletlerarası Özel Hukuku’nun (MÖHUK) önemli noktalarından bahsedelim.

1. “Fiili Mütekabiliyet” (Karşılıklılık)

Birçok yabancı yatırımcının en büyük endişesi, “Benim ülkemin kararları Türkiye’de geçerli sayılır mı?” sorusudur. Türkiye ile mahkeme kararını aldığınız ülke arasında ikili bir sözleşme olmasa bile endişelenmenize gerek yoktur. Türk mahkemeleri, Hollanda, Almanya, İngiltere ve İsviçre gibi birçok Batı Avrupa ülkesi ile arasında “fiili mütekabiliyet” (uygulamada karşılıklılık) olduğunu kabul etmektedir. Bu sayede ticari kararlarınız Türkiye’de oldukça hızlı bir şekilde tenfiz aşamasına geçebilmektedir.

2. Arabuluculuk Şartı

Türk hukuk sisteminde ticari alacak davaları açmadan önce haftalarca süren “zorunlu arabuluculuk” (mediation) toplantılarına katılmak yasal bir zorunluluktur. Ancak yabancı yatırımcılar için harika bir haberimiz var: En güncel istinaf mahkemesi kararlarına (Örn: 2024 tarihli kararlar) göre, elinizde zaten kesinleşmiş bir yabancı ticari mahkeme kararı varsa, tenfiz davası açmadan önce arabuluculuğa gitme zorunluluğunuz yoktur. Doğrudan davanızı açarak zaman kazanabilirsiniz.

3. Tahkim (Arbitration) Kararlarında Harç

Uluslararası yatırımcılar genellikle devlet mahkemeleri yerine ticari sözleşmelerine ICC, LCIA veya NAI (Hollanda Tahkim Enstitüsü) gibi kurumların “Tahkim” (Arbitration) şartlarını koyarlar. Bu kararlar Türkiye’de 1958 New York Sözleşmesi kapsamında tenfiz edilir.

Yargıtay’ın en güncel içtihatlarına göre, yabancı tahkim kararlarının Türkiye’de tenfiz edilmesi davalarında, alacağın tutarı (milyonlarca dolar olsa dahi) üzerinden %6.8 oranında yüksek “nispi harç” alınamaz. Mahkemeler yalnızca cüzi miktardaki sabit (maktu) harcı tahsil edebilir. Bu durum, çok uluslu şirketler için milyonlarca liralık yargılama masrafı tasarrufu anlamına gelmektedir.

4. İhtiyati Haciz

Dava süreci devam ederken Türkiye’deki borçlu şirketin hesaplarını boşaltmasından veya fabrikasını satmasından korkuyor olabilirsiniz. Türk Yargıtay uygulamalarına göre, elinizdeki yabancı mahkeme kararına veya tahkim kararına dayanarak, tenfiz davası henüz sonuçlanmadan önce mahkemeden borçlunun malları üzerine “İhtiyati Haciz” (geçici el koyma / conservatoir beslag) talep edebilirsiniz. Bu stratejik hamle, alacağınızı ilk günden garanti altına almanızı sağlar.

5. “Teminat” (Security Deposit) Yükümlülüğü

Yabancı şirketlerin (tüzel kişilerin) Türk mahkemelerinde dava açarken çok dikkat etmesi gereken bir detay vardır. Davayı açarken haksız çıkma ihtimalinize karşı mahkeme sizden bir miktar “teminat” (judicatum solvi) yatırmanızı isteyebilir. 1954 Lahey Sözleşmesi vatandaşlara teminat muafiyeti sağlasa da, Türk Yargıtay’ı bu muafiyetin “şirketleri/tüzel kişileri kapsamadığına” hükmetmiştir. Bu nedenle dava açılışında belirli bir teminat bütçesi (teminat mektubu vb.) planlamanız gerekebilir (ülkenizle Türkiye arasında şirketleri kapsayan özel bir ikili anlaşma yoksa).

İkili Yatırım Anlaşmaları (BIT)

Türkiye, aralarında Hollanda, Almanya ve İngiltere’nin de bulunduğu 70’ten fazla ülke ile “İkili Yatırımın Teşviki ve Korunması Anlaşması” (BIT) imzalamıştır. Bu anlaşmalar, sermaye transferlerinin serbestisi, adil ve eşit muamele (FET) ve doğrudan yatırımlarınızın millileştirilmesine karşı uluslararası koruma kalkanları sağlar. Devlet düzeyindeki uyuşmazlıklarda yatırımcılar olarak ICSID gibi uluslararası platformlarda hakkınızı arayabilir ve bu kararları Türkiye’de kolaylıkla icra edebilirsiniz.

Yabancı Yatırımcı Ne Yapmalı?

Sevgili yatırımcılar; sermayeniz sınır tanımazken, mahkeme kararlarınızın egemenlik sınırlarına takılmasına izin vermeyin. Kendi ülkenizde veya uluslararası tahkimde elde ettiğiniz ticari alacak, tazminat veya iflas kararlarını Türkiye’de rafta bekletmek, sermayenizin atıl kalması demektir.

Kararınızı aldıktan sonra üzerine “Apostil” mührünü vurdurmayı ve Türkçe yeminli tercümesini hazırlatmayı ihmal etmeyin. Türkiye’de yetkin ve uluslararası usul hukukuna hâkim bir avukatlık bürosuyla çalışarak; arabuluculuktan muafiyet, ihtiyati haciz ile varlıkların dondurulması ve tahkim harç avantajları gibi stratejik hamleleri kullanarak alacaklarınızı güvenle tahsil edebilirsiniz. Türkiye pazarındaki yatırımlarınızı proaktif hukuki adımlarla koruma altına alın!

 

Tags